• Adana
  • Ankara
  • İstanbul
  • 20 Ekim 2018
  • 08:16
 
Teknoloji ilerliyor, hata riski azalıyor

Lazerle gözlükten kurtulurken dikkat edilmesi gerekenler

 

(Haber Merkezi)- Op. Dr. Cüneyt Karaarslan, tıpta lazerin, gözlüklerden kurtulmayla ilgili olarak maksimum 30-35 yıldır uygulandığını belirterek, “Tesadüfen gözde lazerin Türkiye’ye ilk girdiği klinikte çalışıyordum. Türkiye’ye ilk kez Bağdat Caddesi’nde, bizim görev yaptığımız kliniğe geldi lazer cihazı. Böylece ilk başlangıcından itibaren bugüne gelene kadar, konuyla ilgili yenilikleri ve gelişmeleri takip ettim, uyguladım. Bugüne kadar ulaştığımız, ameliyat yaptığımız yüzbinlerce hastamız oldu” dedi.

KARŞILAŞILABİLECEK SORUNLAR

Lazerle gözlükten kurtulma operasyonlarında karşılaşılabilen sorunlarla ilgili bilgi veren Dr. Cüneyt Karaarslan şunları söyledi: “Uygun olmayan göze lazer yapılması, en sık karşılaştığımız sorun. Gözlükten kurtulabilmek için lazer uygulanması her göze uygun bir yöntem değil. Teknoloji ilerledikçe, eski teknolojide hangi unsurların gözden kaçtığı anlaşılıyor. Böylece işin bilimsel olarak daha iyi tanımlanması ve buna göre gardımızı almamız mümkün.

Standart olarak hangi dereceler arasında lazer uygulanabildiği tanımlanmıştır ama bazen bu aralıkta bulunan derecelerdeki bir göze yapılamadığını görürüz.

Mesela 2 derece, lazer için ideal bir derece. Çünkü 8 dereceye kadar olan miyopileri lazer cihazıyla düzeltebilirsiniz. Bu uluslararası kabul edilmiş bilimsel bir değer olmasına rağmen, 2 derece bir gözde öyle bir kornea haritası ve ölçümü gelir ki size, hastaya dokunmamanız gerekir. Demek ki burada  numara dışında bir takım özel değerlendirilmesi gereken parametrelerinin de bulunduğunu anlıyoruz. Ama bu tetkik yöntemlerinin hassaslaşması, ameliyatlardan sonra hasta memnuniyetsizliklerinin geri dönüşleriyle, adım adım gidilen bir merhale” diye konuştu.

KÖRLÜK RİSKİ YOK

Lazerle tedavide günümüzde körlük riskinin ortadan kalktığını belirten Dr. Cüneyt Karaarslan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Günümüzde teknolojide gerçekten ciddi anlamda yol katedildiği için, bu işlemden sonra körlük riski bulunmamakta. Bunu mantıken, aklen, vicdanen ve gönülden söyleyebiliyoruz.

Bugün kendi kendini frenleyen, hastanın ani hareketlerini değerlendirip durabilen, ya da süreçlerde bu tarz bir komplikasyonu sıfıra indiren bir teknolojik gelişim var. Hastamız, bu işlemde kör olma riski bulunmadığını bilecek.

Karşılaşılabilecek sorunlara baktığımızda; diyelim ki hastamız 3 derece gözlük kullanıyordur. Lazer yapılır, 2 derece ya da 4 derece olur gözü. Bunun da telafisi var elbette. Tetkikler doğru yapılırsa, beklenen odur ki; operasyon yüzde 97-98 başarıyla sonuçlanacaktır. Diyelim ki bir nedenden dolayı başarısız oldu. O kadar çok parametre var ki bir operasyonun sonucunu etkileyecek… Anlık cihazdaki enerji düşüklüğü, hastanın başını sensörlerin takip edebileceğinden farklı bir açıyla tutması gibi ve benzer nedenlerden dolayı küçük ihtimal de olsa sorun yaşanabiliyor. Ameliyat sırasında hastanın takip etmesi gereken rehber ışık var. Bazı hastalar o rehber ışığı takip etmeyip, lazerin gözün başka tarafına uygulanmasına yol açacak hatalar yapabiliyor. Artık cihazların bunu önleyecek niteliği de var. Fakat bazen yine de öyle şeyler oluyor ki, başka bir rehberi cihaz referans noktası kabul edebiliyor ve ameliyat sonrası  bir miktar derece kalmasına neden olabiliyor. En büyük risk bu. Yeniden gözlük kullanmasını gerektirecek bir numaraya sahip olmak. Bunun dışında en çok konuşulan , bilinen olumsuz ihtimal; gözde, gözyaşı salınımını engelleyici metodlardan biri uygulandıysa, bununla ilgili gözyaşı salgılanıncaya kadar, gözyaşını yerine koyacak suni gözyaşı preparatları kullanma gereğinin ortaya çıkması. Zaten bu bir komplikasyon değil, ihtiyaç. Bağırsak ameliyatı olduktan sonra antibiyotik ve ağrı kesici kullanmak gibi bir ihtiyaç. Suni gözyaşı kullanımı ihtiyacı 3 aydan 1 yıla kadar sürebildiği gibi, bazı hastalarımızda çok daha erken ortadan kalkabiliyor.”

 


Yorumlar (1)